İstanbul
14 Mart, 2025, Cuma
  • DOLAR
    36.60
  • EURO
    39.97
  • ALTIN
    3460.1
  • BIST
    10.58
  • BTC
    83124.176$

Halen Yapılacak Bir Şeyler Var

09 Aralık 2024, Pazartesi 08:37 629 kez okundu.

Ülkemizde bir kısım muhalefetin ya da belli kesimlerin Suriye'nin yaklaşık 60 yıllık Baas iktidarını ve Esad yönetimini sevmesini veya savunmasını anlarım. Doğru bulurum demiyorum dikkat ederseniz anlarım diyorum. Çünkü her gönülde bir aslan yatar ve belli kesim ya da partilerin de gönlünde Baascı Esad rejiminin yatmasını anlar ve kabül ederim.

Özellikle Türkiye toplumunun heterojen bir yapıya sahip olması ve farklı inanç ve mezheplerin az da olsa çeşitlilik arz etmesi bazı komşu ülkelerin rejimleri hakkında farklı görüşlere sahip olmasını tabii kılmaktadır...


Lakin bir kısım insanların ülkemizde Baas rejimini ve şu an ki Lideri Beşar Esad'a sempati beslediği gibi en az onlar kadar ya da çok daha kat fazlası Baas rejiminden ve lideri Esad'dan nefret edeni vardır...


Fraklı görüş sahipleri olarak onlara da saygı duyulması gerekmektedir...


''Efendim Baas rejimi ve Esad Suriye nin resmi ve meşru temsilcisidirler.
Onlara saygı duyanlarla saygı duymayanlar ya da muhaliflerini destekleyenler bir değildir.'' diyenler var biliyorum.

 

Resmiyi anlarım da meşruyu isterseniz bir tartışalım. Gerçi resmi de tartışılır şu an!


Bunun için öncelikle Baas rejimi nedir ve ne zamandan beri iktidardadır bir hatırlayalım;
1946 yılında Fransa’dan bağımsızlığını kazanan Suriye, 1949 ve 1954 yıllarında askerî darbeler yaşamış, 1958 yılında Mısır ile beraber Birleşik Arap Cumhuriyetini kurmuş ve 1961’de de Mısır’dan ayrılmıştır. 1970 yılına kadar tam olarak Suriye’deki varlığını hissettiremeyen Baas Partisi, bu tarihten itibaren Hafız Esad ile başlayan ve oğlu Beşşar Esad ile devam eden tek parti iktidarı ile günümüze kadar gelen süreçte ülkeyi yönetmektedir...

Peki bu iktidara geliş nasıl olmuştur?
Türkiye de 1950 ye kadar sürmüş olan tek parti CHP oligarşisinin 14 Mayıs 1950 de seçimlerde Demokrat Parti nin iktidara gelmesi ile yıkıldığı gibi Baas partisi de seçim kazanmış ve birilerinin yerine iktidara mı gelmiştir?
Hayır !

Olayın biraz daha arka planına inip BAAS nedir ve parti ile ideoloji ismini nereden almaktadır bunu da hatırlamaya çalışalım?
19.yüzyılda Arap coğrafyasında meydana gelen değişim ve dönüşümler sonucu, Arap milliyetçiliği kavramı ortaya çıkmıştır. Arap milliyetçiliğin artmaya başladığı bu dönemde Baas ideolojisi şekillenmeye başlamıştır. 
Baas Partisi, Suriye’de, Fransız işgali altındayken 
( Osmanlı Devleti sonrası -Fransız Mandası döneminde ) yürütülen bağımsızlık mücadelesi sırasında fikirsel ve kültürel bir hareketin sonucu olarak kurulmuştur. 
Baas düşüncesi hürriyet, arap milliyetçiliği ve sosyalizm gibi üç kavramı partinin temeline almıştır. Baasizm etkili olduğu ülkelerde iç ve dış politikaya tesir ederek Ortadoğu’nun siyasal yapısını ve gelişimini şekillendirmiştir. Baasçılık, bu ideolojiden gelen Saddam Hüseyin, Kaddafi, Esad ailesi gibi farklı ülkelerde çeşitli liderler de çıkarmıştır. Misyonuna baktığımızda Pan Arabizm’ i yani Arap dünyasını bir çatı altında toplayan, tek bir Arap devleti kurarak emperyalizm ve siyonizmden bu şekilde kurtulmayı hedefleyen bir oluşum olarak görülmektedir.


Dönemin yoksul ve sömürülen Arap milletlerinin önüne bir ülkü, bir hedef koymak açısından oldukça büyük öneme sahiptir. Pan Arabizm sebebiyle daha geniş coğrafyaya hitap ettiği için diğer Arap ülkelerde de kolaylıkla örgütlenmiştir. Ayrıca kurulurken temel aldığı  sosyalist düşünce gibi dini tamamen reddetmemiş ancak şeriata dayalı bir rejim istekleri de olmamıştır. İslamiyet’i ilahi bir din olarak değil; Arap kültürünün tarihi ve kültürel bir mirası olarak kabul etmişlerdir.


Bu ideolojinin fikir babaları Ortadoks Hristiyan Mişel Eflak ve Sünni Müslüman Selahhattin Bitar’dır. Mişel Eflak ve Süleyman Bitar Pariste üniversite okudukları dönem tanışmışlardır. Suriye’ye döndükten sonra aynı okulda öğretmenlik yaparken siyasi çalışmalarına da devam etmişlerdir. İlerleyen dönemde tamamen siyasi alana yönelmek için öğretmenlikten istifa etmişlerdir. Fakat Fransız Manda Yönetimi parti kurmalarına izin vermeyince birlikte 1940 yılında Arap İhya Hareketi’ni kurdular. 1943 yılında isim değişikliğine giderek adı ‘Arap Baas Hareketi’ olarak değiştirilmiştir.

1947 yılında Zeki Arsuzi’nin, kendi partileri ile aynı adı taşıyan Arap Baas Partisi ile birleşmelerinden sonra yine o yıl içerisinde Şam’da yapılan ilk kurucu kongrede Mişel Eflak parti başkanı olarak seçilmiştir. Partinin ana sloganı “birlik, özgürlük ve sosyalizm” olmuştur. 1947 senesinde, Şam’da gerçekleşen ilk kongrenin ardından Baas Partisi, Suriye’de resmi bir kimlik kazanarak, Suriye dışındaki diğer Arap ülkelerinde de çalışmalarını yoğunlaştırmaya başlamıştır. Soğuk savaş döneminde dünya devletleri Doğu ve Batı olarak iki kutba ayrılmıştır. Suriye’de diğer Arap ülkeleri gibi kendisine yol gösterici olarak sosyalizmi ve sovyetleri seçmiştir. Suriye Baası’nın temsilcisi olan Beşar Esad’ın da günümüzde halen Rusya ile müttefik olması, aslında bize bu seçimin ne denli etkili olduğunu da göstermektedir. Buna rağmen yine de Arap milliyetçiliği fikri sosyalizmden daha ön planda olmuştur.

Bu dönem ordu ve hükümetin yoğun olarak karşı karşıya kaldığı askeri darbelerle yönetimlerin değiştiği bir dönem olarak karşımıza çıkmaktadır. Ordu, ülkedeki yönetim gücünü elinde tutuyordu. Suriye’nin bağımsızlıktan sonraki ilk Cumhurbaşkanı olan Şükrü Kuvvetli, 1948 yılında Arap-İsrail savaşında İsrail’in Araplara karşı zafer kazanmasından sonra bu durumdan memnun olmayan askerler tarafından Mart 1949’da bir hükûmet darbesiyle iktidardan uzaklaştırıldı. Ayrıca Mişel Eflak, Arap-İsrail Savaşı sonrası Cumhurbaşkanı Şükrü Kuvvetli ve yönetimini şiddetle eleştiren toplantılar düzenlediği içinde kısa bir süreliğine tutuklanmıştır. Darbeden sonra yerine Hüsnü Zaim gelmiştir. Zaim, Suriye’nin henüz liberal demokrasiye hazır olmadığını söyleyerek, tüm siyasi partileri yasaklamıştır. Yeni yönetim Eflak’ı serbest bırakmamış ve tekrar tutuklayarak cezaevine göndermiştir. Ancak Hüsnü Zaim’in iktidarı da çok sürmemiştir.

Dört ay sonra Sami Hınnavi tarafından yapılan bir darbe ile Hüsnü Zaim devrilerek idam edilmiş ve ardından yapılan 1949’daki seçimlerde Haşim El Attasi kazanınca Mişel Eflak, aynı yıl 1949 Aralık ayına kadar Eğitim Bakanlığı görevine getirilmiştir. Hinnavi’nin Suriye çıkarları aleyhine dış güçler ile (Irak) iş birliği yaptığını iddia eden Albay Edip Çiçekli bunun üzerine darbe gerçekleştirmiştir. Baas Partisi, Albay Edip Çiçekli’nin yaptığı darbeyi desteklemiştir. Ancak Çiçekli’nin bir süre sonra Baas Partisi de dahil tüm siyasi partileri kapatması üzerine, Selahaddin Bitar ile Lübnan’a kaçarak muhalefetini Lübnan’dan sürdürmeye devam etmiştir.

Suriye toplumu, batının kendileri ile ilgili tutumlarından ve İsrail Devleti’nin kurulması ile ilgili İngiltere, ABD ve Fransa’nın politikalarından ciddi derecede rahatsız olmaya başlamıştır. Bu durum, batı karşıtı söylemleri ile dikkat çeken Baas Partisi ve Komünist Parti gibi sol partilerin söylemlerini birbirlerine benzetmiş ve taraftar sayılarını da artırmıştır. Bu benzerlik birbirine yaklaştırmış ve sonuç olarak 1953 yılında Baas Partisi ve Sosyalist Parti birleşmiştir. Yeni oluşum, Çiçekli’nin yönetimine karşı savaşın merkezi olmuştur. Diğer muhalif gruplar ile iş birliği yapılmasıyla Şubat 1954’te Albay Edip Çiçekli’nin iktidarı devrilmiştir.
 
Yine bu dönemde antiemperyalist söylemleri ile Suriye’de dikkatleri üzerine çeken Mısır Başkanı Cemal Abdul Nasır taraftarlarının sayıları da artmıştır. Baasçılar, Arap Birliğinin sağlanabilmesi için Suriye ve Mısır’ın birleşmeleri gerekliliğini savunmuşlardır. Nitekim 1958 yılında bu olay Suriye ve Mısır’ın Birleşik Arap Cumhuriyeti olarak birleşmesiyle sonuçlanmıştır. Fakat bu durum Suriye açısından istendiği gibi gitmemiştir. Çünkü: Nasır, Suriye’ye sürekli olarak baskı yapmış ve tüm partileri kapatarak bütün kontrolü kendi eline almıştır. Bu durum hem halkı hem de Baas cephesini tedirgin etmiştir. Bu rahatsızlık bir grup Suriyeli subayın 28 Eylül 1961’de Nasır’a karşı ayaklanmasına neden olmuştur. Suriye ordusu kendi içerisinde Nasır yanlıları ve karşıtları olarak iki gruba ayrılmıştır. 1961 yılında bu ittifak dağılmıştır.

Ordudan Nasır yanlıları atılması üzerine Nasır taraftarı askerler darbe girişiminde bulunmuştur. Bu darbe Sunni Tuğgeneral Emin el-Hafız tarafından bastırılmış ve sonrasında kendisi Başkanlık koltuğuna geçmiştir. Bu değişimle birlikte Baas Rejim anlayışında çeşitli yenilikler ortaya çıkarmıştır. Başlangıçta Arap Milliyetçiliği ile yola çıkan Baas Rejiminin yerini Suriye Milliyetçiliği almıştır. Bu sebeple yeni Baas anlayışı ağırlıklı olarak dini azınlıklar tarafından benimsenmiştir. El-Hafız toplumun değişik kesimlerinden kendisine taraftar toplarmıştır... 

Hafız’ın Baas partisinin eski yöneticilerinden olan Selahattin Bitar’ı kabineden çıkarması, Mişel Eflâk’ı da ülke dışına çıkmak zorunda bırakması eski Baasçıların tepki vermesine neden olmuştur. O dönem genelkurmay başkanı olan Salah Cedid ve Hafız Esad liderliğinde siyasi, mezhepsel ve yönetimsel düşünce farklılığı gibi sebeplerden dolayı El Hafız’a askeri darbe gerçekleştirilmiştir.

Daha sonraları 6 gün savaşı yenilgisi ve Kara Gün Örgütü mensuplarının bazılarının Suriye’ye kabul edilmesi Hafız Esad ve Salah Cedid’in aralarının açılmasına neden olmuştur. 1967 Savaşı aynı zamanda Arap milliyetçiliğinin de Nasırcılığın da düşüşe geçmesine neden olan önemli bir dönüm noktası olmuştur. Bu tarihten itibaren Arap ülkeleri münferit olaylar dışında bir daha asla bir araya gelmeyecek şekilde ayrı düşmüşlerdir. 1967 Savaşı’nın Suriye açısından bir diğer önemli sonucu da Hafız Esad’a iktidara giden yolu açması olmuştur. Savaş sırasında savunma bakanı ve en fazla tahribata uğrayan askeri kanat olan Hava Kuvvetleri’nin komutanı olan Esad, yenilginin tüm faturasını, zaten savaş öncesinde ayrı düşmeye başladığı Salah Cedid’e çıkararak bir anlamda kendini aklama politikası izlemiştir. Esad, 1967 Savaşı’na kadar gizliden sürdürdüğü Cedid muhalefetini atık gizlememiş ve açıktan yürütmüştür. Zaman içerisinde özelikle Filistin bağlamında yaşanan gelişmeler neticesinde ikili arasında giderek keskinleşen siyasi uçurum 1970’te Hafız Esad’ın yaptığı darbe ile son bulmuştur.

Evet yukarda okuduğumuz gibi nihayetinde Baba Esad yani El Hafız Esad 1970 yılında tam bir kanlı askeri darbe ve komitacılıkla hem partiyi hem de bu yapay Suriye devletini ele geçirmiştir...
Halka falan sormamıştır...
Hakimiyet bila ü kaydu şart milletindir dememiştir !
 
Yani Sivil bir hareket ile başlayan Baas ideolojisinin zaman içerisinde askeri olarak şekillendiği görülmektedir. Suriye’de her yeni yönetim değişikliğinde ülkedeki bütün siyasi partilerin faaliyetlerinin yasaklanma durumunun defalarca gerçekleşmesi ve tek aday olarak girilen devlet başkanlığı seçimlerinde ortalama yüzde 90 ın üzerinde oy olarak kazanmaları demokrasiden ne kadar uzak olduğunu göstermektedir. Ez cümle Baas Partisi, Suriye’de iktidara çöküşü ve iktidarda kaldığı zamanlardaki tatbikatları hep kan ve zulüm politikası ile olmuştur.

Baas partisi bırakın meşru olmayı;
Elleri dirseklerine kadar kanlı biçimde iktidarını sürdürmüştür...
Bu kanlı iktidarın yaptıklarına 1982 yılının Şubat ayında 27 gün içerisinde yaklaşık 40 bin sivilin katledilmesini de dahil edemedim yer kaplamaması için...


Düşünsenize; 40 bin sivilin katledilmesini sadece bir istatistiki değer olarak zikrediyorum.
Bu da benim ayıbım.
Peki Mart 2011 den beri yaklaşık 1 milyon insanın katli 10 milyona yakın insanın başta Türkiye ve Ürdün olmak üzere Dünyanın dört bir yanına göç ettirilmesini nereye koyalım?

 Şimdi bu arka planı hatırladıktan sonra
( Bu hatırlamama kaynak olarak da Divan Derneği yayınlarından İklima Nur Enes in çok kıymetli mahreçlere haiz değerli makalesinden faydalandım ) 


KAYNAKLAR

Konukçu, Y. ‘‘Baas’çılığın Türk Dış Politikasına Etkisi’’. Lectio Socialis. 3/1 (2019): 47-58.

İnce, E. ‘‘Suriye’de Baas Rejiminin Kuruluşu ve Türkiye’’. Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi. 1/1 (2017): 261-280.

Kavaklı, Nezih. ‘‘Baas Partisi Tarihi II: Baas İdeolojisi’’. Gergedan Dergisi. (2021). (erişim 04.07.2021). https://gergedan.press/baas-partisi-tarihi-ii-baas-ideolojisi-9108/

gelelim Halep e Türk bayrağının dikilmesinden rahatsız olan içimizde ki şebbihalara ...
Şebbiha (Levanten Arapça: شَبِّيحَة Šabbīḥa), Suriye hükûmetinin Esad ailesine sadık olan devlet destekli paralı askerleri için kullanılan bir terimdir.


Yani BAAS ın paralı aparatlarına ;
Kuzum siz hangi meşruiyetten ve bir bağımsız ülkenin işgalinden bahsediyorsunuz ?
Ortada ülke mi kalmış Allah aşkına ?
Ülkenin üçte biri PKK -PYD terör örgütünün işgalinde idi son 1 haftaya girerken...
Diğer üçte biri Baas rejiminin üçte biri de Rejim muhaliflerinin denetiminde idi...
Üç aşağı beş yukarı harita bu halde idi...
Peki bu geçici bir durum mu idi ?
Asla !
Yıllardır fiili durum ( de facto ) böyle idi...

'' Suriye nin parçalanmasını Emperyalist devletler istiyor... '' 
Doğru başta Amerika olmak üzere batılı ülkeler Suriye nin bölünmesini istiyor... 
O zaman bunu önlemenin yolu bir milyon kişinin öldürülmesi midir ?
Muhaliflerle uzlaşılsa ülkenin milyonlarca vatandaşını yıllardır sahiplenen Türkiye nin görüşünü alsan ne olurdu ?

Türkiye Cuhuriyeti en yetkili ağızdan defalarca sana dost elini uzattı...
Türkiye'nin seninle 911 km hududu var.
Birbirlerinizde akraba halklarınız bulunuyor...
Sen daha 106 sene evveline kadar Türkiye nin Halep ve Şam sancağı idi...
Bir müktesebatınız var !
Bilmiyor musun?

-Ülken kevgire dönmüş kaç ülke yabancı askeri ile onlarca silahlı örgüt cirit atıyor ama sen sadece hudutlarını terör örgütlerinden güvene almak için sınırlı operasyonlarda bulunan ve barış gücü bulunduran Türkiye Cumhuriyetini hedef alıyorsun
Türkiye askerini çeksin diyorsun...


Kendi kontrolünü kaybettiğin her şehri veya kasabayı PKK ya teslim etmekte bir beis görmüyorsun.
Rakka petrollerinin gelirlerini PKK ya bırkaıyorsun ama Türk askerine asla tahammülün yok...
O zaman senin anladığın tek lisan GÜÇ
Silah ve şiddet!
Al sana o halde anladığın lisan ! 

Pekala ABD ve AB kendi menfaatleri uğruna Suriye nin parçalanmasını istiyorda Rusya babasının hayrına mı Baas rejimini destekliyor yıllardır...

ABD askeri evet emperyalist 
Peki Tartus ta ki Lazkiye de ki Rus askeri üsleri ne ?
Barış gücü mü ?
Onlarda kendi menfaatleri için Esad ı desteklemiyorlar mı?

Ya İran?
O hangi saiklerle Suriye de resmi ve gayri resmi milislerini askerlerini subaylarını bulunduruyor yıllardır?
Evet!
Suriye de herkes olabilir...
ABD Fransa PKK ve bilimum silahlı örgütler bulunabilir..
Hatta ara sıra İsrail de vurup bombalayabilir!
Hiç cevap vermez!

Tamam Suriye parçalanacak diye zil takıp oynayacak değiliz.
Lakin Suriye zaten paramparça idi.
Halen yapacak bir şeyler var.
Suriye bölünmesin tamam.
Ama Suriye halkının hiç mi söz hakkı olmasın?
Hep Suriye yi azınlık ve dış destekli katiller çetesi BAAS partisi mi yönetsin?

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Facebook Yorum